Bir marka neden sosyal medyada yer almalı?

why-social-media

Bir yazıya başlanabilecek en tezcanlı cümleyle başlayalım: Buna mecbursunuz!

Dikkat edin, “tercih etmelisiniz” demiyorum; mecbursunuz! Ya da tersinden ifade edelim; işlerinizi ve müşterilerinizi zaman içerisinde rakiplerinize kaptırmak istiyorsanız, sosyal medyaya duyarsız kalmaya devam edebilirsiniz! Tercih sizin…

“Sosyal medya” kavramını duymayan kalmadı. Sosyal medya, deyince kimisi büyük heyecana kapılıyor, kimisi ise “boş verin bunları” havasında.

Sosyal medya mutlaka yer alınması gereken bir yer mi, ya da bir çırpıda “boş verilerek” kenara çekilebilecek kadar basit karar alanı mı?

Açıkçası bu yazıda sizleri sosyal medyaya ilişkin istatistiklere, rakamlara boğarak, “Bakın, işte insanlar dünyanın her ülkesinde yaygın biçimde sosyal medya ağlarını kullanıyor; insanlar kendi aralarında konuşuyor” cümleleriyle sosyal medyanın rüştünü ispat etmeye çalışmayacağım.

Keza sosyal medyaya ilişkin ilginiz varsa zaten bugüne kadar bunları bolca okudunuz, farklı kaynaklardan okumaya da devam ediyorsunuz. Açıkçası bu yöndeki yazılar, haberler de bu saatten sonra gereksiz yere zaman harcamaya bedel.

Bana göre, sosyal medyanın rüştünü ispatlama çalışmalarının dönemi geçti. Artık önemli olan, “nasıl” yer alacağınız sorusuna yanıt bulabilmek. Hele hele şirketler ve markalar açısından bu yanıtı arayıp bulmak giderek hayati bir hal almaya başladı. Bu yazının temel odağı da bu açıkçası.

Bu yazıda rakamlarla zihninizi bulandırmaktansa, zihinsel olarak ufuk açıcı, size naçizane yol gösterici olabilecek bir takım fikri izler paylaşmaya çalışacağım. Devamı