Sosyal medyada seçimi kim kazanacak?

secim

Yerel seçimlerin eli kulağında. Etrafta heyecanlı epey aday adayı var. Herkesin kalbinde o “koltuğa” oturmak var. Ama nasıl?

Türkiye siyasetinin kendine özgü koşul, fırsat, risk ve sorunlarından söz edecek değilim burada, ama siyasal iletişim için sosyal medya kullanımıyla ilgili elbette söyleyecek bir iki lafım var…

Facebook, Twitter pek revaçta ya, sayfa ya da hesap açıp koltuğa giden yolda sosyal medyayı da kullanma isteği epey fazla da, bu nasıl olacak? Facebook sayfanıza koyduğunuz ya da Twitter hesabınızdan paylaştığınız her mesaj sizi o koltuğa biraz daha yaklaştırır mı?

Umarım bu kısa yazı, “hayır” yanıtımıza özlü bir yanıt, bir şeyleri yeniden tasarlama konusunda da ateşleyici unsur olur…

O zaman devam edelim…

İKNA EDECEK SİYASAL PROGRAMIN VAR MI?

Seçimi sosyal medyada hangi partinin ya da adayın kazanacağı partilerin ya da adayların “mesaj ve ikna gücü”ne bağlı olacak. Yanılgı şurada: Tek başına sosyal medyanın teknik anlamda etkin kullanılması yeterli olmaz. Zaten sosyal medyada bu değil…

Partilerin sosyal medya hesaplarını sempatizanlarca sıkça kullanılması ve birbirleriyle etkileşime geçmeleri “ikna” etmez! Esas olan milyonlarca seçmende etkileşim yaratacak, umut verecek “mesajın özü” olacak; “ikna” eden de bu olacak. Yani, yola çıkarken seçmenleri, toplumu harekete geçirecek, onlara umut ve heyecan taşıyacak bir siyasal programınız olacak.

FİKİR VE DUYGU DİKTE ETME, FİKİR OLUŞMASINA EŞLİK ET!

Sosyal medyada zamanı, mekanı ve esas olarak fikirleri (içeriği) kontrol edemezsiniz, fikirler hep birlikte oluşur ve gelişir. Hep birlikte oluşabilmesi için “hep birlikteliği”, yani toplumun(yurttaşların) geneline seslenen, sahici siyaset üretmelisiniz.

REKLAMI BIRAK, SAHİCİ OL

Sosyal medyada reklam tadında propaganda yapamazsınız, eğer siyasi mesajınız inandırıcı değilse öfkeye yenilirsiniz. Sosyal medya öyle bir mecra ki, her türlü yapay ve samimiyetsiz girişimler bir anda istemeden rakibin propagandasına dönüşebilir. Pozitif bir etki için ürettiğiniz propaganda içeriği, aleyhinize bir kartopu gibi büyür ve anti-propaganda mesajına dönüşebilir.

SİZE KAZANDIRACAK SOSYAL MEDYA DEĞİL, İKNA EDİCİ POLİTİKANIZ

secim2

Önemli olan teknik olarak yalnızca sosyal medyayı etkin kullanmaya odaklanmak değil, yurttaşı ikna edecek etkin siyaset üretebilmekte… Eğer halkın sorunlarına ilişkin sahici ve ikna edici politika üretirseniz, vasatta kullansanız sosyal medya sizin için bu gücü harekete geçirebilir.

SEMPATİZANLARI DEĞİL, YURTTAŞLARI HAREKETE GEÇİR

Sosyal medyayı güçlü kılan, çok sayıda taraftarınızın online hareket halinde olması değil, yarattığınız fikir ve duygunun gücüdür! Partinizin profesyonelce örgütlenmesi değil, gönüllülerinizin ülkenin ve toplumun ruhunu temsil eden örgütlenmesi sosyal medyada kazandırır.

TWEET’LE DEĞİL RETWEET’LERLE KAZAN!

Siyasette geçmişi tartışır, geleceğe oy verirsiniz. Gelecek umudunu mesajlarına sahici taşıyan partiler “retweet” edilir. Mesajınızın sempatizanlarınızca değil, ama bizzat ortalama bir seçmen tarafından paylaşmaya ve retweet edilmeye teşvik edecek bir fikir gücü ve duygu yoğunluğu taşıması ve aynı zamanda harekete geçirici bu tarz mesajlarınızın seçmenlerce bağımsız olarak mesaj üretmesini sağlayıcı olması sosyal medyada size kazandıracak unsur olacak.

KONUŞAN DEĞİL, SEÇMENİ DİNLEYEN KAZANIR

Elbette, sosyal medyada siz konuşacak ve seçmen dinleyecek sanıyorsanız, sosyal medya adına da her şeyi baştan aşağı yeniden düşünmeniz gerekir. Facebook ve Twitter’da vaat yarışına girme, dinle, yalnızca dinle. Seçmeni dinlemene yardımcı olacak soruları sor ve gerçekten de sosyal medya iletişimini onları dinlediğini ikna edecek şekilde yönet. Sorularını ve beklentilerini not al ve yanıtla ve beklemedikleri anda yine yanıtla… Kendine değer biçme, seçmene değer biç ve elbette yine bunu sahici yap. Yapay olursan kendini çabuk ele verirsin…

AÇIKLIK VE DÜRÜSTLÜK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUK

Kim ne derse desin ilk kez bu seçimde yurttaş siyasi gündemi ele geçirecek ve kendisi belirleyecek. Seçmen spekülasyon ve kara-propaganda ile değil, sokağıyla, yaşamıyla ilgilenen “sahici” siyasetçinin mesajını ayırt edecek.

İlk kez Türkiye’de adaylar açıklık ve şeffaflığa ve buna bağlı dürüstlüğe “mecbur” kalacak. Siyasetin dürüstlük oranı yükselecek. Ve sözün özü, sosyal medya kimisi için “harika”, kimisi için “bela” bir platform olacak. Bunu da partiler bizzat kendileri belirleyecek.

Bookmark the permalink.

Bir Cevap Yazın